Wikipedia

Arama sonuçları

25 Mart 2023 Cumartesi

Ramazan

Ramazan... 

*Ramazan, evde 20 tabaktan oluşan iftar yemeğine "Peygamberimizin sünneti" diye hurmayla başlamak değildir.

-Ramazan, bir köyü doyuracak kadar yemek yedikten sonra namazda zorlanmamak için içilen maden suyu da değildir. Zira Ramazan, gündüz aç kalmanın akşam intikamını almak değildir.

-Ramazan, *akşama kadar her kalbi kırıp* her hakka girdikten sonra iftardan az önce Nihavend Makamında İlahiler dinlediğiniz için tüm günahlarınızın bakiyeden otomatik silindiği bir ay da değildir.

*Ramazan, Şaban ayında 1.5 milyon tl ye jip alıp 'Kuzum bu sene zekat veremeyeceğiz biraz borca girdik de...*' diye durumu kurtarabileceğiniz bir ay değildir. 

*Ramazan ayı akşama kadar 85 milyonun  hakkını yedikten sonra iftarda ''Kuşlar yesin diye Güllaç torbasındaki kırıntıları da balkona dökelim inşallah sevaptır''* dediğiniz için ahirette sorgu sualde size torpil sağlayacak bir ay değildir. Çünkü Ramazan farklılığını Güllaç torbasından alan bir ay değildir...

-Ramazan, "Ramazan şerbeti değil", "Hacivat-Karagöz oyunları değil", "Hz Yusuf dizisi değil", "Oruç Baba türbesi önünden son 2 dakika yayına giren uhrevi bir alem değildir".

-Ramazan, 11 ay boyunca 'Aç mısın bir ihtiyacın var mı?' diye sormadığın bir adama 'Oruç musun?' diye sorgulamak değildir. Ramazan, mahallede 1 ay boyunca oruç tutmayanları değil 12 ay boyunca aç kalanları araştırıp bulmanızı öğreten bir aydır.

-Ramazan, İnstagram'da  iftar storileri değil; fakir fukara ile ekmeğini paylaşmaktır. *İhtiyaçlarını alamadığı çocuğunun gözüne bakan gariban babanın yüzünü güldürmektir. Kapısının önüne zarf koyup kaybolmaktır...*

-Ramazan, son birkaç yılda *Karun gibi zengin olmuşlarla değil; uzun yıllardır kıt kanaat yaşamaktan sefaleti kanıksamış bir gariban bulup ezanı beklemektir.* -Ramazan şekersiz sakız çiğneyince değil; *insan eti yiyince'(gıybet etme)  orucunuzun bozulduğu* konusunda endişe etmeniz gereken bir aydır!

*Ramazan sadakadır, zekattır, Kur'andır, namazdır.*

-Ramazan 'aranızda Muhammed kim?' denilecek kadar sade yaşamış bir Nebinin (sav) *"Aişe etleri dağıttın mı?" diye sormadan sofraya oturmadığı bir aydır. Ramazanın bizi ihya etmesi dileğiyle...*


Rabbim, Ramazan-ı Şerif'i razı olacağı şekilde ihya etmeyi nasib etsin.


Alıntıdır... 

14 Şubat 2023 Salı

Dünün ve Bugünün Kaderi "Zonguldak"

İçinde bulunduğumuz coğrafya şartları itibariyle bir o kadar zor bir o kadar da verimli bir bölgedir Bu bölge zamanından beri ülkeye hep katma değer vermiş özellikle enerji sektörünün lokamatifliğini üstlendmiştir. 19 yy. II. Mahmut bir ferman çıkartarak ülkenin her yerinde kömür aranmasını emretmiştir. Bu sıralarda Zonguldak Ereğli'li Uzunmehmet askerlik görevini ifa etmektedir. Terhisine yakın komutanları kömür numunesini göstermişler ve memleketin her yerinde bu madeni aradıklarını söylemişler. Uzun Mehmet memleketi Zonguldak Ereğli'ye döndüğünde hasat dönemi başlamış Neyran bölgesinde bulunan değirmende sıra beklerken dere kenarında dolaşmaya başlamıştır. Biranda askerde kendisine gösterilen taşlardan bulmuş ve bunları toplayarak ateşe atmış. Taşların yandığını görünce çok sevinip ertesi gün daha geniş arama sonucu topladığı taşları çuvala koyup İstanbul'a götürmüştür. 
Padişah II. Mahmut'un huzuruna çıktığında padişah kömürün bulunuşuna oldukça sevinir ve Uzunmehmet'i 50 altınla ödüllendirip aylık 600 kuruş maaş bağlar. Böylece başta ülkenin ve Zonguldak'ın kaderini belirleyen taşkömürü bir diğer adıyla karaelmas 8 Kasım 1829 da da bulunarak tarihe geçmiş olur. Tabi Uzunmehmet maalesef Ereğli ayanı tarafından zehirlenir. (Bizim Bölgenin en büyük sıkıntısı da bu galiba) O günden sonra Zonguldak enerji konusunda ülkenin önemli yerlerinden biri haline gelmeye başlar. Kömür ocaklarının hızlı artışı, havzaya yerli ve yabancı sermaye girişlerinin başlaması Zonguldak'ı bir hayli haretlendirmiş ve nufusta ciddi bir artış olmuştur. Bu ekonomik kalkınma 1899 da Zonguldak'ı kaza, 1920 yılında ilçe ve 1 Nisan 1924 de ise Cumhuriyetin ilk ili ünvanını almasına sebep olmuştur.
Zonguldak her zaman ülke için katmadeğer üreten şehir olmuştur. Emeğin alınterinin sermayeye dönüştüğü bu bölge taşkömürünün bulunmasıyla sanayi üretimi noktasında da büyük atılımlara imza atmış ve 11 Mayıs 1960'da Ereğli bölgesinde Erdemir'in kurulmasına zemin hazırlamıştır. Hem enerji hem de sanayi üretiminde ülkeye büyük bir katı sağlayan Zonguldak adeta ülkenin parlayan bir yıldızı olarak anılmaya başlanmıştır. 
1960'lardan itibaren sürekli olarak artan nufus Zonguldak'ın sosyo kültürel yapısında da önemli değişiklikleri beraberinde getirmiştir. Özellikle maden ocakların yoğun bir şekilde yer aldığı Ereğli'ye bağlı Kandilli beldesi Ereğli'nin gözbebeği halini almıştır. 
Tarih 1999 gösterdiğinde ülkemiz büyük bir deprem ile sarılmış resmi kayıtlara göre 18 bin insanımız hayatını kaybetmiştir. Deprem sonrası Zonguldak madencileri can siparene bir çabayla enkaz altından bir çok vatandaşımızı kurtararak hayata tutunmalarını sağlamıştır. O gün herkes karaelmasın koca yürekli madencilerini konuşur olmuştu. 
Aradan geçen yıllar yeni teknolojiler yeni enerji sektörü hamleleri kömüre olan talebi azaltınca Zonguldak ilerleyşide maalesef durma noktasına gelmiştir. Kömür gibi bir mücevvere sahip Zonguldak yeterli müteşebbisleri bölgeye kazandırmayı başaramamıştır. Yatırım sepetini genişletmek yerine eldekilerle yetinmeye çalışan Zonguldak'ın yöneticilerinin de bu olumsuz havada paylarının olduğu yatsınmaz. Fakat Zonguldak her zaman bizim ve ülkemizin en ihtiyacımız olduğu anda adeta ben burdayım dercesine yanımızda durmuştur. Tabi önemli olan bu duruşu görebilecek göze ve zekaya sahip olmaktır. Nihayet geçmişi iyi analiz edebelin ve Zonguldak'ı iyi okuyabilen birisi çıkıp Zonguldak'ı tekrar ülkenin lokomotif şehri haline getirmek için Filyos çalışmalarını başlattı. Böyelikle Zonguldak ülke gündeminde ve ekonomi gündeminde tekrar yerini almaya başladı. Filyos limanı projesi devasa bir proje olup sadece Zonguldak'ın değil aynı zamanda ülkenin de kaderini etkileyebilcek bir proje olması sebebiyle son derece önem arz etmektedir. 
Gelişen ve dönüşen dünyada enerji sektöründe yaşanan kıtlık ve dünya nufusunun hızlı artması maalesef ülkemizi de derinden etkilenmiştir. Böylesi bir dönem de Türkiye'nin enerji meselesini çözmesi de elzem meselelerden biri halini almıştır. Türkiye milli envanterine kaydettiği arama ve sondaj gemilerini uzun yıllar kömür ile ülkeye hizmet veren karaelmas diyarına yönlendirmiştir. Herkesin merakla beklediği acaba Zonguldak tekrar ülkenin kaderinde önemli bir yer alır mı diye sorguladığı o dönemde müjdeli haber Uzunmehmet'ın şehri Ereğli'nin 160 mil açıklarında geldi. Evet karaelmas diyarı bu kez doğalgaz ile ülkeye hizmet etmeye başlayacaktır. Zonguldak kadim şehir taşı, toprağı, suyu değerli şehir, kime mi? Mücadele etmesini bilene, pes etmeyene, bu şehre ve bu ülkeye gerçekten aşık olana Zonguldak tüm imkanlarıyla hizmet etmektedir. Bugünden Zonguldak'ı inşa etmeye ve ülkemizi ihya etmeye çalışmak hepimizin aslı görevidir. 
Günler hızla ilerlerken Zonguldak'da ilerlemektedir. Tarih 6 Şubat'ı gösterdiğinde ülke olarak derin bir acıyla uyandık ve 10 ilimizin kuvvetli bir şekilde sarsıldığını bir çok yerin enkaza döndüğünü acıyla öğrendik. Ülkemizin tekrar bize ihtiyacı vardı. Zonguldak bir kez daha milletine can olmak için madencileriyle yola çıktı. Gittikleri her yerde kendi canlarını hiçe sayarcasına enkaz altından canlar kurtardı. Kimisinin abisi, kimisinin kardeşi, kimisinin yoldaşı oldu, madencilerle birlikte tüm Zonguldak. Onlar orda biz burda ülkemizde açılan bu derin yarayı kapatmak için çalışmaya başladık. 

Kömürümüzle, sanayimizle, limanımızla, inşallah doğalgazımız ile ve canlarımızla bu ülkeye hizmet etmenin haklı gururunu yaşıyoruz. 
İyi ki Zonguldak var... Vesselam...

16 Ekim 2019 Çarşamba

Millet Kazan'Dı

MİLLET KAZAN’DI 
  Bunaltıcı bir güne uyanmıştık. Havanın sıcaklığı bizi boğmaya başlamıştı. “Hayırdır inşallah galiba deprem olacak” diye kendi kendimize söylenmeye başlamıştık. Gün içerisindeki koşuşturmalarımızı tamamlayıp evin yolunu tuttuk. Sıradan bir günün sıradan bir yorgunluğu vardı üzerimizde. Saatler ilerledikçe sosyal medyadan Ankara’da uçakların alçak uçuş yaptığına dair haberler gelmeye başlamıştı. Galiba tatbikat var ya da terör alarmı var, uçaklarımız gösteri yapıyor diye düşündük. Nerden bilebilirdik ki uçuşların alçak olduğu kadar planların da alçak olduğunu. Zaman geçtikçe kulağımıza gelen haberler hiç de hoş değildi. Kalbimiz, gözlerimiz inanmıyordu ya da inanmak istemiyordu ama bu bir “darbe” girişimiydi. Heyecan ile hiddet ile ve korkuyla televizyona yöneldik. Annem, kardeşim ve ben kulaklarımızın duymak istemediği, gözlerimizin görmek istemediği şu sesle irkildi : “yurtta sulh konseyi yönetime el koymuştur” Olamaz diye irkildik. “ Bu resmen vatan hainliğidir” diye bağırmaya başladık. İstanbul’da çoğu yer tutulmuş devletin bir çok kademesi işlevini yapamaz hale gelmişti. Herkesin bu zor zamanda gözü bir tek kişiyi arıyordu. O da Cumhurun Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’dı. Biz de evde TV kanallarında Recep Tayyip Erdoğan’ı aramaya başlamıştık. Bu arama; adeta cadde cadde, sokak sokak aramak kadar yormuştu bizi. Öyle ya, ülke elden gidiyordu. Umutsuzların umudu olan Rabbimize yalvarıp dua etmeye başladık. Gözlerimizden akan yaşlar dua dua Mevla’ya ulaşıyordu. Ve bir TV kanalında Cumhurun Başkanının dilinden şu sözler dökülüyordu; “Milletimizi meydanlara, havaalanlarına davet ediyorum, milletin gücünün üstünde hiçbir güç yoktur!” Bu ses; yeniden şahlanışın, yeniden dirilişin ateşleyici olmuştur. Adeta 79 milyon bu çağrıyı beklercesine evlerinden helalleşerek meydanlara dökülmeye başladı. Kundaktaki bebekten, kadınından, yaşlısından gencine herkes meydanlardaydı. Bu bir kurtuluş savaşıydı, bu bir kurtuluş mücadelesiydi. O gece sabaha kadar başkomutanımızın emriyle vatanın gerçek sahipleri; devletin bütün kademelerini, zapt edilen yerleri hain FETÖ ve işbirlikçilerinden temizlemişti. O gece yeniden Şerife Bacılar, Nene Hatunlar, Ömerler, Harunlar, Abdullahlar meydana çıkıp, şehadete gülümseyerek ve koşarak ilerlemişlerdi. O gece sabaha kadar mazlumların gözyaşları “Türkiye” için akmıştı. Hatırlarsınız, Kurtuluş savaşında kağnılarıyla cepheye mermi taşıyan bacılarımız vardı bizim.. 15 Temmuzda ise kamyonete atlayıp hainlere geçit vermeyen Şerife Bacılarımız meydanlardaydı.  
  Hatırlarsınız, Çanakkale’de kurşunlara kendini siper eden Mehmetlerimiz vardı bizim. 15 Temmuz’da ise tankın önüne yatıp kendini siper eden Metin ağabeylerimiz vardı bizim. Yine hatırlarsınız; bu ülke, düşman işgalinden kurtulsun diye tüm mal varlıklarını, paralarını, kurtuluş savaşı mücadelesinde devletine bağışlayan yüreği zengin kahramanlarımız vardı. 15 Temmuz günü ise hainlerin tuzakları bozulsun diye çocuğunun, anasının, babasının, eşinin rızkını hiçe sayarak tarlasındaki samanları yakan Hicabi ağabeylerimiz vardı bizim. UHUD savaşında “Okçular Tepesi’ni bırakmayın” diyen Efendiler Efendisi Hz. Muhammed (s.a.v)’in sözlerini hatırlarcasına bulunduğu makamı canı, kanı pahasına teslim etmeyen Ömer HALİSDEMİR’lerimiz vardı bizim. Tüm bu kahramanlarımızın yanında adeta ölümü öldürmüşçesine kurşunların, tankların ve hainlerin üzerine yürüyüp şehitlik mertebesine ulaşan 248 vatan evladımız, 248 kahramanımız vardı bizim. Rabbim onlardan razı olsun. Bize bu vatanın bir kez daha vatan hainlerine teslim edilmeyeceğine gösterdiler. Bizler de her koşulda ve her şartta canımızla, kanımızla bu vatanı savunacak ve bu ülkeyi hak ettiği yere taşıyacağız. Bu duygular ve düşünceler ile tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, gazilerimize ise şükranlarımızı ve minnetlerimizi sunuyoruz. Kalın sağlıcakla. Allah’a emanet olunuz…!

Ramazan

Ramazan...  *Ramazan, evde 20 tabaktan oluşan iftar yemeğine "Peygamberimizin sünneti" diye hurmayla başlamak değildir. -Ramazan, ...